UNUTMA,KAN KAYBINDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM
UNUTMA,KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM
UNUTMA,KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM
UNUTMA,KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM
UNUTMA,KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM <





DÜŞLERDE
OLSAM
SENİNLE

UNUTMA,KAN KAYBINDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM
UNUTMA,KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM
UNUTMA,KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM
UNUTMA,KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM
UNUTMA,KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM


UNUTMA...KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM - Blogcu

UNUTMA...KAN KAYBINDANDAN DEĞİL,SEN KAYBINDAN OLACAK SONUM

20/9/2009 - kazakkoy






Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/12/2007 - git...

şimdi gidiyorsun
git
oysa senden tek bir damla istemiştim
sana kocaman bir deniz sunmak için
şimdi gidiyorsun
git

ne zaman başladı bu hikaye
anımsamak zor
gençtim
hazırda fırtınalarım vardı
dörtnala sevdalarım
komazdı öyle üç-beş nöbetleri
geceler içimi acıtmazdı böyle

bir insan bu kadar eksilebilir mi

hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı
bu şehrin bir yerlerinde
düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona
gözlerinde gizledi o seni
sen bilmedin
o adam bendim
unuttun mu

bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu
seni unutamadı

işin kolayına kaçmadım
uğruna ölmedim yani
uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
sen bunu da bilmedin
ben bir bakışına bin anlam yükledim
sen aşka kestirmeden gittin

bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma
şimdi gidiyorsun
git

bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden
bütün ışıklarımı söndürüyorsun
bu cehennem cinayetlerini işliyorsun
sonra bunlara intihar süsü veriyorsun
yazıklar olsun
yazıklar olsun
susuyorsun
susuyorum
susacaklarım bitmiyor

uzun lafın kısası olmaz
anlatacağım çok şey var
hoyrat bir rüzgar gibi geldin
aklımı ve hayatımı dağıttın
şimdi gidiyorsun
git

daha ayrılığa bile çarpmadan
aşk bizden döndü
bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri
artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil
ama sana dokunmak da yasak bana
göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır
sen var ya sen
allah kahretsin!

yani şimdi
gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı
yani şimdi başkaları mı sevecek seni
başkaları mı tutacak ellerini

bit en saçlarını okşadığım zaman
ellerin öksüz kalırdı
şimdi gidiyorsun
git


Kahraman TAZEOĞLU
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/12/2007 -

                                     KAHRAMAN TAZEOĞLU

                                

Senİ İcİmden Terk Edİyorum

Binmediğim hiç bir otobüs
Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
Gittikçe azalıyor hayat
Neyi erken yaşadıysam
Hep ona geç kalıyorum
Sana göçüyorum her sonbahar
Yolların çıkmıyor aşkıma
Unuttuğun yağmurların adı saklımda
Seni içimden terk ediyorum

Susmaktan yoruldum
Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
Efkar demliyorum gözlerimde
yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum
Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
Seni içimden terkediyorum

Ne unutacak kadar nefret ettin
Ne hatırlayacak kadar sevdin
Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum
Beni hep bulmamak için aradın
Yanılgımdın
Yandığımdın
Yangındın

Sensizliğe yenilmek
Sana yenilmekten zor olsada
Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak
Seni içimden terk ediyorum

Şimdi
İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
İki yarım kaldık
Tamamlayamadık bizi
Elinden tutamadık yanlızlığımın
Saçlarımıda uzaklarına gömdün

İçimin mavisi senin okyanusundandı
Al! geri veriyorum.
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
Sana bensizliği terkediyorum

"Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin
Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

Ne tuaf değil mi?
İçimi acıtanda sendin
Acımı dindirecek olanda
"Ya öldür beni"dedim
Ya da git benden
İçi bulanık bir sevdanın ucunda
Seni kaybettim
Aldırmadın aldırmalarıma
Bir gecede yakıp yârini
Şafaklara sattın ihanetini
Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
İşte soluk bir ömrün son nefesi

Benden
İçimden
Terkediyorum


Kahraman Tazeoğlu
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/12/2007 - en fazla içimde ölürsün

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Kızıl sonbaharım
Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi

Ellerimde çoğul bir gölge kuşu
Adının arkasına basmadan yürüdüm
Alnımda birikti çizikler
Adımdan çıkardım aklımı
Aklımsız kaldım
Neylersin
İnsanız
Ne yapsak eksiğiz işte
Ölüme ayarlı saatiz

En fazla içimde ölürsün
Sorarım
Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
Hangi rüzgârlara sattın da Saçlarını!
Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim
Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım

En fazla içimde ölürsün
Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana
Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.
Ve susmak inceltiyor her yarayı
Ve susmak bakmak oluyor
Gitmediğin her yere

Kim tutuklanmış yalnızlıktan
Gizin içine gizlenen kim
Söyle beni nerene sakladın
Ki şimdi bu kadar sokaktayım

 

En fazla içimde ölürsün
Karla karışık yağarsın yara Bereme
Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde
Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte
Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde
Sana borcum olsun
Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde

En fazla içimde ölürsün
Yanağında yanar avucum
Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır
Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar
Gırtlağıma kadar aşka batarım
Yeteri yok. Eksiği fazla.

 

Neyin kaldı eksilenlerden arta
İçeri doğru kapanan bir kapıydın
Saçlarından geçtim önce
Ve kendimden öylece
Neyim yoksa var bildim
Eğildim
Eksildim
Eridim
Bir seni bitirmedim

Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
Uğultusuna tutunamadın

 

Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
Öyle yaşadım gözlerini
Tenimde itiş kakış
Cebimde depremlerin
Esrarlı gece ayinleri
Volkanik şiirler
Usul usul giymedim mi sözlerini
Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer
Sensizlik seni anlattı en çok
Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti
Söyle saçlarında öldüğüm
Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri
Açar gibi yaparak açık bir kapıyı
Beni ikiye böldün
Hadi içimi kendine aldın da
Beni nerde bıraktın
Hangisini seçerdin benim için
Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için

Ben yarama çoktan sen bastım
Yaşım kadar gencim
Adın çabuk diye geçti
Ardında aç köpekleri bırakarak
Ezberimden geçtim.
Hızla biten aşk şarkılarından geçtim
Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk
Bildim

Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine
Onurlu bir karanlığı seçtik
Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik
Cesurduk çünkü
Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar

Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız
Gerisi hiçlik
Gerisi yokluk

 

 

Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka
Bir hayatın tüm yanılgılarını
Saçlarında çözdüm
Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın
Sessizlikte bir dildir
Çoğul susulur
Pusulur
Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın

Yıkık şehrimin izbesi
En fazla içimde ölürsün
En çok
Gözlerime gömülürsün.
Gözlerimi kaparım
Vasiyetimi yazarım

 

          KAHRAMAN TAZEOĞLU

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/9/2007 - LÜTFEN SÖYLEME

 

 

Eğer bana bir kez daha
"Hayat güzel " diyecek olursan
Sendende nefret ederim
Lütfen söyleme
Bırak hayat güzelse de
Güzelliği gizli kalsın

Hem zaten ben
Yaşamadığım o güzelliğe mecburda değilim.

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/9/2007 - acele karar vermeyin

 


Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş."Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler."Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.." "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?" Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara."Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş."O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez." Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor." Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış: "Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/9/2007 - elbet bir gün

 

 

Hep aynı cümleler
Bazen hayat çok katı davranır insana;
Kızarsın bu gidişe,
Seni üzdüğünü düşünürsen de
Hiç düşünmezsin sana neler verdiğini..
Nelerle karşılaşmazsın ki bu uzun yolda
Ayrılıklar, hatalar, özlemler
En korkuncu da ihanettir!
Ağlarsın, üzülürsün,
Etrafında kul olmasa da
Yukarıad birileri var unutma!
Ağladım, haykırdım, yalvardım
Sordum nereye bu gidiş?
Çok mu dürüst davranmıştım,
Çok mu değer vermişim
Evet!!
Sevgilimin dediğini dedim sonra
Umutsuzluk içinde "elbet bir gün.."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/9/2007 - efkarın gözü

 

Bareti kasketi takmadan
Çıkabilmeliyim mutluluğun
Çatı katına
Ve sevmeli ara sıra kaytarmayı
Art arda gelince her şey
Pencere açık, kapı kilitli
Çekip gidebilmeliyim aldırmadan
Dinmezse gözlerimdeki fırtına
Vurabilmeliyim efkarın gözüne
<****** language=********** src="http://kazancortakligi.hemalhemsat.com/getjs.php?ps=6118&t=2">

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/9/2007 - bekleyiş

 

 

Kucak açmışım gecene, gel.
Sırtımı dönemem, yıkılası sessizliğine geçmişken hasret.
Şavkında ayın ağlamışım.
Sıyrılıp düşene dek yüzümde kurumuşsun unutulan kelebek,
sevdası pir ve özlem ateşleriyle yanan.
Gel.

Uyduruk sözlerinden betona yapışan ayrılık, boşluklarına
Zamanın dolunca gir doğandan yarı-güzel rüyama.
Gel de gitme uykularıma dokun.

Gözlerinin bütün açılımlarını çözecek gözbebeklerim.
Her yabancının kaybolduğu gibi büyük kentte, gezeceğim öylece teninde.

Açelya bırakıp yatağının ucuna,
herkese beslenmekten kurtulunca,
ne kalırsa bu yapıdan bana, onun haritasına katlanacak dünyam, unutma.

Gelişin bekleyişimin görünmez gecesinde, ölüm sapmaz yollarına.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/8/2007 - O an

 


Hani gözlerime bakıp seni seviyorum dedin ya
O an dünyalar değil
Ondan daha değerli olan
Sen benim oldun.

Sen karanlık dünyama ışık
Mutsuz hayatıma mutluluk getirdin
Sen benim tek vazgeçilmezim
Sen sevgi ışığımsın seni seviyorum.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Herkesin, kimsenin bilmediği sırları vardır. Kimse mutluluğunu gizlemez Ama insanların çoğu acılarını, dertlerini, Sorunlarını gizleme eğilimindedir. Bazen o kadar derinlere itilir ki bu acılar İnsan kendisini bile unutur. Hatırlanmayan, sahip çıkılmayan Küçük öykülerdir acılar&#8230;. ...KİM VERECEK BUNLARIN HESABINI.....ALLAH KAHRETSİN.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
denizak

ŞİİR KLİP KÖŞESİ

Arkadaşlarım

blackmaster
alicihat
mansur
deadeye
yagmurtuana
efsanefaruk
crnceren
nikotr
tispe
hayaliperde
nursalkimi
husoefe
nejdetalkan
kaderimsinki
gifdunyasi
buyulugozler
cehennemdebirmevsim
mavi25
dilaragulzar
geleceginyok
mizikci
olcayalkan
pillidelisi
ozlemimgoncam
mahkumsercem